kumaş pazarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kumaş pazarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Kumaş Pazarı ve Anneler Günü

Ne zamandır gitmek istiyordum Kadıköy Cuma pazarına. Kızımla cesaret edemiyordum, kimseye de bırakamıyordum. Dün Bismillah dedim yola çıktım. Merak edenlere söyleyeyim Kadıköy, Uzunçayır durağının hemen yanında pazar, kalabalığı takip edebilirsiniz. Bütün pazarın kumaş dolu olduğunu hayal ederseniz, benim gibi hayal kırıklığına uğrarsınız. Salı pazarı aynen kurulu, fazladan birkaç kumaşçı daha var. Pazara girince dümdüüüz devam edin, kumaşlar arka taraflarda.
Benim yolculuğuma gelirsek, üst geçidin 39 basamağı varmış, bebek arabasıyla çıkıp inince sayıyorsun. Hep söylüyorum, Allah engellilerin yardımcısı olsun! Ben bebek arabasıyla perişan oluyorsam...
Bu kumaş saten, üstüne kırık beyaz ipek bir bluzla giymek için şık bir etek olsa diye hayal ettim. Tam yaz renkleri.Alttaki sarılı kumaşla da pelerin tarzı bir tunik güzel olur bence. Aslında ben eteklik beyaz ve limon sarısı kumaşlar almaya gitmiştim. Beyazı aldım ama sarı istediğim kumaş yoktu, şifon aldım, aşağıda resimleri. Pazarda kızımla neler oldu kısmını okumak istemeyenler 3 paragraf atlayın.
Pazardaki ilk 10 dakika iyiydi. Herşey bir teyzenin "Kızım bebeğin hırkasını çıkarsana, bunalmıştır" demesiyle başladı. Hırkayı çıkarırken beni farkeden kızım başladı ağlamaya. Tepki vermemeye çalışarak yürümeye devam ettim, kızım da bas bas bağırarak ağlamaya devam etti. Etraftaki teyzeler dönüp dönüp bize bakmaya başladı, cık cık sesleri falan. Su veririm içmez, oyuncak taşımıştım yanımda, almaz.. Huyunu biliyorum, bir kere kucağıma alırsam yandım. 
Teyzeler; "Kızım yazık çocuk bunalmış su içirsene", "Kucağına al biraz sakinleşsin de sonra yine koyarsın arabaya", "Sıkılmış tabi çocuk", "cık cık cık", " Ah yazık kıyamam" falan. Sanki ben üzülmüyorum. Dayanamadım aldım tabi kucağıma. Kucağımda bebek, bir elimle de bebek arabasını iterken öylesine göz ucuyla bakıyorsun tabi kumaşlara. Sonra birşey için kızımı yere bıraktım, bırakmaz olaydım. Asla elimi tutmuyor, alıp başını gidiyor bu sefer minicik şey. Teyzeler; "Kızım aman düşer", "Şuna bak şuna", "cık cık cık"...Bir tane kızda ne göz varmış, "şuna bak" der demez, kızım yumuşak da olsa düştü.
 Bu sefer kucağıma aldım, çığlık çığlığa ağlar. Bin tane dil dök bana mısın demez. Nasılsa ağlıyor bari arabasında ağlasın da benim kolum kopmasın dedim. Sonrasını tahmin edemeyenler bir üst paragrafı okuyabilir. 
Herkese tek tek açıklama yapıyorum, "Yürümek istediği için ağlıyor". Bu arada kızıma dil döke döke, hızla pazardan çıkmaya çalışıyorum. En son eve de bir kolumda Asya, diğeriyle bebek arabasını iterek vardık. Ben bilmem kaçıncı kez kızımla yalnız dışarı çıkmamaya yemin ettim.
Günün anlam ve önemi kısmına gelirsek, Annecim seni çoook seviyorum. Beni kimbilir ne zorluklarla büyüttün. Hiçbir zaman bunların karşılığını ödeyemem..Ama her kız çocuğu kendi çocuklarını büyütürken bir yerde borcunu ödüyor diyebilir miyiz? 


Not: Hala anneme hediye alamadım:(